TAVŞANLAR HAKKINDA HERŞEY

Tavşanlar akıllı, duygulu, kişilikli hayvanlardır ve çok iyi bir arkadaş olurlar. Fakat bakımları en az kedi ve köpeklerin ki kadar dikkat ve ilgi gerektirir. Bu hayvanlar gruplar ve çiftler halinde daha mutlu olurlar, tek başına yaşamak yapılarına uygun değildir. Tavşanların ev içinde yaşaması daha doğrudur. Sıcak, soğuk ve rutubete çok duyarlı olduklarından, ortam ısılarının dengeli olması gereklidir. Tavşanınızı, evin içinde serbest bırakmak niyetindeyseniz bile, ona özel ve kendini güvende hissedebileceği bir yer ayrılmalıdır.

Tavşanlar ne kedilere, ne de köpeklere benzemezler. Kedi ve köpekler yüzyıllardır insanlardan korkmamak için yetiştirilmiştir. Oysa tavşanlar vahşi ve insanlara ilgisiz doğalarını sürdürmektedirler. Tavşan davranışlarını ve eğilimlerini bilmek, daha keyifli bir birliktelik için önem taşır.

Tavşanlarda, bireyler arasında kişilik farkları da gözlenir. Her bireyin kendine özgü, agresif, utangaç, oyuncu, cesur gibi kişilik özellikleri bulunmaktadır. Tavşanları bir başka hayvana benzetmek gerekirse, daha çok papağanlara benzedikleri söylenebilir. Tavşanlar oldukça akıllı, sosyal ve duygulu hayvanlardır. Aynı zamanda yıkıcı, kinci ve hırslı da olabilirler.

İnsanların tavşanlar hakkındaki başlıca yanılgılarından biri, sevilmekten ve kucaklanmaktan hoşlandıklarının sanılmasıdır. Bunun nedeni muhtemelen, bu hayvanların oyuncağa benzemesidir. Tavşanların doğaları düşünüldüğünde, bunlar kazıcı hayvanlardır ve yırtıcı hayvanların başlıca avlarından biri olagelmişlerdir. Dolayısıyla, kontrollerini kaybedecek şekilde ele alınmaları veya kucaklanmaları doğalarına aykırıdır. Bunu yapmaya çalıştığınızda, hayvan sizi avcı olarak görecektir ve yalnız sivri tırnaklarıyla sizin için bir tehlike yaratmayıp, ayrıca kendi kendine zarar verecek şekilde mücadele edecektir. Doğalarında avcı değil av olan tavşanlar, yapı olarak genellikle utangaç hayvanlardır. Onların güvenini kazanmak, avcı olmadığınızı anlatabilmek ve onlar için tehlike yaratmadığınızı anlatmak çok dikkat ve zaman gerektiren hassas bir süreçtir. Bunun için öncelikle kişi kendini ve çevreyi, tavşanın gözünden görmeyi denemelidir. Tanımadık bir tür, tanımadığı sesler ve iletişim biçimi ve çevre doğal olarak hayvanı dehşete düşürecektir.

Tavşan ve sahibi, öncelikle sessiz ve sakin bir odada, yalnız kalmalıdırlar. Biraz havuç, marul veya muz gibi bir ödül her zaman işe yarar. Tavşanın evinin kapağı açık olmalı ve her istediğinde içine girilmesine izin verilmelidir. Bu arada, kişinin yere yatması, hayvanın daha az korkması açısından faydalıdır.

Hayvanın hemen yaklaşması beklenmemeli, bir saat veya daha fazla sürse bile, sessiz ve sabırla beklenmelidir. Tavşanların doğası çok meraklı olduğundan, eninde sonunda koklamak için yaklaşacaktır. Onu okşama ve ele alma isteğine direnilmeli, bunun yerine tavşanın koklaması ve kucağa kendiliğinden çıkmasına izin verilmelidir. Böylece hayvan sizi bir tehdit olarak görmeyecektir. Bu süreç her gün tekrar edilerek, yavaş yavaş kafası okşanmalı fakat asla zorlanmamalıdır. Tavşan bir kere alıştıktan sonra sahibine çok bağlı olur. Genellikle çocuklar ve tavşanların birlikteliği pek sakin geçmez. Çocukların sabırsız ve heyecanlı mizacıyla tavşanların korkak ve temkinli karakter yapısı doğal olarak uyum sağlayamayacaktır. Dolayısıyla, çocuklar için bir pet edinmek amacıyla yola çıkılıyorsa, tavşan çok uygunsuz bir seçimdir.

Tavşanlar, boşaltım ihtiyaçları için özellikle köşeler olmak üzere bir veya birkaç yer seçerler. Tuvalet eğitimi için öncelikle tavşanın kutusuna ve dolaştığı mekandaki bir kaç ayrı noktaya birer tuvalet kabı koymak gerekir. Kutusunda tuvalet kabı yerine başka bir yeri ihtiyacı için kullandığında, tuvalet kabı bu köşeye taşınmalıdır. Kutusundaki tuvalet kabını kullanmaya başladığında, yavaş yavaş kutusundan çıkmasına izin verilmelidir. Dışarıda herhangi bir köşeye idrarını yapmak üzere kuyruğunu kaldırdığında, kesin bir sesle “hayır” diye bağrılmalı, sonra yavaş hareketlerle sırtına dokunularak tuvalet kabına doğru yönlendirilmelidir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta tuvalet kabının bir ceza gibi gösterilmemesidir. Tuvalet kabını ilk kullanımından sonra sevdiği bir yiyecekle ödüllendirilmelidir. İki kez üst üste odadaki tuvalet kabını kullandığında, eğitim doğru yolda demektir. Alıştıkça, diğer odalara da yavaş yavaş geçilebilir. Tuvalet kabı sayısı da aynı şekilde zaman içinde azaltılır. Tavşanlar alışkanlıklarına fevkalade bağlı hayvanlardır. Yani tuvalet eğitimini bir kez aldıktan sonra ömür boyu bu alışkanlığını sürdürecektir. Tavşanlar küçük yuvarlak parçalar halinde gaita yaparlar. Normalde kafeslerini ve kendilerine ait olduğunu düşündükleri bölgeleri bu gaitalarla işaretlerler. Önemli olan hayvanın yalnız kendi kafesini işaretlemesi ve evin diğer taraflarının size ait olduğunu anlamasıdır. Bunun için öncelikle, tavşanın kafesinin tek sahibi kendisinin olduğunu anlaması gerekir. Bu amaçla hayvan kafesin içine zorla sokulup, çıkarılmamalı, kafeste ilaç içirmek gibi hoşnut olmayacağı uygulamalar yapılmamalı, kafesine onu rahatsız edecek hiçbir şey konulmamalıdır.

Tavşanların kendilerine ait bir dilleri vardır. Genellikle sevgilerini yalayarak, burnunu sürterek veya burnu ile dürterek ve sokularak ifade ederler. Horultu ve hırıltılar ise genellikle ani öfke belirtileridir ve bunu daha çok kaçış veya saldırı izler. Çok sinirlenmiş bir tavşan, isyan gösterisi olarak objeleri etrafa atabilir. Bazı tavşanlar azarlandıklarında veya istemedikleri bir şey yaptırılmaya zorlandıklarında, kafeslerindeki eşyaları oradan oraya savurabilirler. Kaldırıldıklarında ise genellikle yüksek sesle burun çekerler. Tavşanlar dişlerini törpülemek için sert cisimleri çiğnemek zorundadırlar. Ayrıca strese girdiklerinde veya sıkıldıklarında da çiğneme ihtiyacı içine girerler. Değerli veya tehlikeli eşyaları korumak için acı elma spreyi kullanılabilir. Tavşanların çenelerinde koku bezleri vardır. Kendilerine ait olduğunu düşündükleri eşyalara çenelerini sürterek onları sahiplenirler. Sevindikleri zaman ise arka ayakları ile havayı tekmeleyerek dans ederler. Tavşanlar, alışkanlıklarına çok bağlı hayvanlar olduklarından, kafesleri temizlendiğinde kafes içindeki eşyaların yeri değiştirilmemelidir. Bu onları çok mutsuz eder.

Yalancı gebelik, tavşanlarda da gözlenen bir problemdir. Genellikle kısırlaştırılmamış dişiler bir yuva hazırlar ve göğüs ve karınlarındaki tüyleri yolarak bu yuvayı döşerler. Normalde doğum öncesinde yapıldığı gibi yemeyi bile kesebilirler. Hırlamak da sinirlendiğini ifade eder. Ötmek genellikle kızgınlıktaki erkek ve dişilerin iletişim biçimidir. Bazen öterken aynı zamanda daireler de çizerler.

Doğada tavşanlar sabah ve akşamları aktiftir, gün içinde kısa bir uyku süreleri vardır. Evde de bu sürede uyurlar ve asla rahatsız edilmek istemezler. Dürtüklemek de oyuna davetin bir başka şeklidir. Ayrıca heyecanlandıklarında evin içinde deli gibi koşturabilir, zıplayabilir ve eşyaları sağa sola fırlatabilirler. Bağırmak, tavşanların genellikle korktuklarının veya acı çektiklerinin ifadesidir. Tiz bir bağırma, çok acı çektiklerini veya ölmekte olduklarını anlatır. Diş gıcırdatma memnuniyeti ifade eder ama bu yüksek sesli hale gelirse ağrıyı ifade eder.

Tavşanlarda ciddi ve vahşi derecede bir agresyon görülebilir. Tavşan dişlerini göstererek sizi kovalayabilir ve saldırabilir. Agresif tavşanlar genellikle çok zeki hayvanlardır. Bunlara saygı gösterildiğinde ve uymaları gereken kurallar oturtulduğunda, öfkesi enerji, sevgi ve isteğe dönüşür. Tavşanlar doğuştan hain hayvanlar değildirler. Agresif tavşanların %99’unun genetik değil, davranışsal bir sorunu vardır. Tavşanın dikkatle izlenmesi ve neyin onu tahrik ettiğinin anlaşılması problemi çözme yolundaki ilk adımdır. Tavşan sinirlendiğinde ona sevgiyle yaklaşmak, ona değer verdiğiniz göstermek ve sizin yanınızda güvende olduğunu anlamasını sağlamak zaman içinde problemi çözecektir.

Tabi, özellikle ilk zamanlar ellerinizde bir eldiven olması ve ayakkabılarınızın ayağınızda olması sizin emniyetiniz açısından çok önemlidir. Tavşanlar çok temiz hayvanlardır ve çevrelerinin de çok temiz tutulması gerekir. Tavşanın evi veya kafesi haftada 2-3 kez temizlenmelidir. İki buçuk kilo civarı bir tavşanın kafesi en az 45 cm yüksekliğinde, 75 cm genişliğinde ve 120 cm uzunluğunda olmalıdır. Daha büyük bir tavşan için bu ölçüler arttırılmalı ve kafese konulacak her yeni tavşan için taban alanı 120-180 santimetrekare genişletilmelidir. Tavşan evi, kafesin içine yerleştirilmiş, kapısı olan geniş bir cilalı tahtadan veya kalın mukavvadan kutudan olabilir. Böyle bir evin varlığı hem tavşana uyuyacak bir mekan olması, hem de ona özel bir alan yaratmak açısından elzemdir. Kafes tabanı muşamba, çim halı ve benzeri bir malzemeyle kaplanmalıdır. Tavana ise bir parça tahta veya mukavva ile örtülmelidir. Bu tavşanın kendini güvende hissetmesini sağlar. Kafes içinde tuvalet kutusu ve evden başka, yemlik, suluk ve istenirse kafes duvarına monte edilecek bir raf konulabilir. Tavşan istediğinde bu rafa çıkıp etrafı seyredebilir ve değişiklik yapabilir. Yemlik ve suluk bölgelerinin arkasındaki kafes duvarına pleksiglas bir parça yerleştirilirse, etrafa yem ve su dökülme olasılığı ortadan kalkar. Tuvalet kabı, kafes duvarına bağlanmalıdır. Hatta aynı işlem yem ve suluk için de tekrarlanabilir. Mümkünse kafes evin en serin ve en az rutubetli yerine konmalı ve sıcaktan uzak tutulmalıdır. 19 derece tavşanlar için uygun bir sıcaklıktır. 26 derecenin üzerindeki hava sıcaklıkları tavşanlar için ölümcül ısı çarpması tehlikesi taşır, bu nedenle hava çok sıcak olduğunda tavşanın kafesine bir şişe buz konulmalı ve kulakları ıslatılmalıdır. Kafes ne kadar geniş olursa olsun, tavşana serbest koşma sahası sağlamak gerekir. Bu, hayvanın hem egzersiz, hem de sosyalize olma ihtiyaçlarını karşılar.

Tavşanların çiğnemeyi çok sevdikleri unutulmamalıdır, bu nedenle evde tavşanların erişebileceği yerlerde elektrik kablolarının bulunmaması önemlidir. Ayrıca özellikle tavşanlar için zararlı bitkilerin evde tutulmaması gerekir. Oyuncakların tavşanlar için önemi büyüktür, çünkü oyuncaklar mental uyarım ve fiziksel egzersiz imkânı verirler. Bunların yanı sıra siz evde değilken tavşanın iyi vakit geçirmesi, oyalanabilmesi ve tabi evdeki eşyalara zarar vermemesi açısından da oyuncaklar çok yararlıdır. Her tavşanın mizacı farklı olduğundan, oyuncak tercihleri de bireylere göre değişir. Kartonlardan ve benzer malzemeden yapılan tüneller, gazete kağıtlarının buruşturularak kazma imkanı verilmesi, odanın bir ucundan diğerine koyulan plastik borularla yapılan tüneller, yutamayacağı boyutlarda oyuncak toplar, kutularla yapılan merdivenler, rampalar, çiğnemesi için kıymıksız dal parçaları, çam kozalakları, iyice yıkandıktan sonra yumuşatıcı ve deterjan şişelerinin kapakları, bir kutu içine gazete kağıdı doldurulup, bir ucunun açılmasıyla tavşana kazma ve çıkarma imkanı veren oyuncaklar uygun olur. Her zaman çok fazla sayıda oyuncak vererek tavşanın seçim yapmasını sağlamak doğrudur. Aksi takdirde hayvan sıkılır ve sıkılan tavşan yaramaz tavşandır.

Tavşanın sıkılmaması için eve yeni bir arkadaş getirilmesi düşünüldüğünde, bazı noktalar bilinmelidir. Tavşanların kısırlaştırılmış olması elbette tercih nedenidir. Fakat yeni hayvanın eve sokulması için operasyon sonrası iki hafta beklenmeli ve ancak tam iyileşme sağlandıktan sonra bu gerçekleştirilmelidir. Tavşanlar kendi bölgelerine oldukça düşkün hayvanlardır ve hafızaları da çok kuvvetlidir. Bu nedenle ilk tanıştırmada yapılan hataların telafisi çok zor olur. Doğada erkek tavşanlar büyük bölgeleri korurken, dişiler sadece yuvalarını korurlar ve bu içgüdüleri çok kuvvetlidir. Tavşanlar kısırlaştırıldıklarında hormonal kaynaklı saldırganlık ortadan kaldırılabilir, fakat içgüdüler ortadan kalkmaz. Bu nedenle, tavşanların tanışmalarını her ikisi için de yabancı olan bir bölgede yapmakta büyük yarar vardır. Tanışma esnasında tatsız olayların olmaması gerekir. Örneğin bu sırada hayvanları korkutacak yüksek sesler veya kalabalık bir ortam daha sonraları tavşanların birbirleri hakkındaki imgelerine olumsuz duygular ekler. Hayvanların birbirlerine alışmaları için, her gün gözetim altında 20 dakikalık seanslar yapılmalıdır. Birbirleriyle kavga etmiyorlarsa, siz evdeyken daha uzun sürelerle bırakılabilirler fakat evde kimse yokken kesinlikle yalnız bırakılmamalıdırlar. Bu tanışma seansları sırasında tavşanların birbirleriyle kavga etme ihtimaline karşın hazırda bir şişe su tutulmalı ve bu gerçekleşirse, üzerlerine su atarak ayrılmalıdırlar. Tavşanların birbirlerine alışmaları konusunda çok aceleci olmamak gerekir. Sabırlı ve bilinçli bir yaklaşım sorunu çözümleyecektir.

BESLENME

Bir tavşanın diyeti yüksek kaliteli peletler, taze yonca, taze ot, taze sebzeler ve her zaman erişebileceği taze sudan oluşur. Tavşana verilecek tüm gıdalar iyice yıkanmalı ve tarım ilaçları, parazit ve böceklerden arındırılmalıdır. Yemler 6 haftalıktan fazla stoklanmamalı ve bayatlamalarına izin verilmemelidir. Sebzeler koyu renkli sebzeler ve köklerden oluşmalıdır. Yem dışında tavşanlar havuç, kabuğu soyulmuş patates ve tüm taze meyveler, brokoli, kabak, salatalık, Brüksel lahanası, yulaf tanesi ve kuru ekmek verilebilir. Đshal oluşturmamak için, tüm yeni gıdalar tavşana tedrici olarak verilmelidir. Çeşitli petshop ve büyük marketlerde, yoncadan üretilmiş hazır tavşan yemleri bulunmaktadır. Gerektiğinde bunlar da kullanılabilir. Tavşanlara hiçbir zaman yemek artıkları veya tatlılar verilmemelidir. Yem kabı devrilmez, kaymaz ve kolay temizlenebilir bir malzemeden yapılmalıdır. Tavşanın sindirim sisteminin sağlıklı çalışması için mutlaka her gün kuru ot verilmelidir. Kafes tavanına sabitlenen bir yalama tuzu, tavşanda mineral yetmezliği oluşmasının önüne geçecektir. Bebek ve gençler, 3 haftaya kadar anne sütüyle beslenirler. 3-4 hafta arası, anne sütüne ek olarak ufak miktarda pelet ve yonca verilmeye başlanır. 4-7. haftalarda anne sütü devam eder fakat yanında yonca ve pelete geçilir. Yedinci aya kadar sınırsız pelet ve yonca verilir. 12 haftalıkken yavaş yavaş ve birer birer az miktarlarda sebzelere alıştırılmaya başlanır. Gençlere çimen ve yulaf otları başlanır, yonca azaltılır, pelet 2.5 kg vücut ağırlığına yarım bardak olacak şekilde azaltılır, günlük sebzeler tedrici olarak arttırılır, günlük meyve porsiyonu, kalori açısından, 2.5 kg vücut ağırlığına 25-50 gr. olarak sınırlandırılır. Beş yaşına kadar yetişkinlerde çimen ve yulaf otu ile saman sınırsız olarak verilir. Metabolizma ve sebze oranına göre 2.5 kg canlı ağırlığa yarım veya çeyrek bardak pelet verilir. Aynı vücut ağırlığına, en az iki bardak doğranmış sebze verilir ve günlük meyve 2 yemek kaşığını aşmamalıdır. Altı yaş üzerindeki yaşlı tavşanlarda yeterli vücut ağırlığı elde edilmişse yetişkinlerin rejimine devam edilir. Zayıf ve daha yaşlı tavşanlara, vücut ağırlığını arttırmak amacıyla sınırsız pelet verilir. Kalsiyum seviyesi normalse, zayıf tavşanlara yonca verilebilir. Geriatrik tavşanlarda yıllık kan tetkiki şiddetle önerilmektedir.

SAĞLIK

Tavşanlar çok narin hayvanlardır. Yaşam süreleri 12-15 yıl arasıdır. Çiftleşme yaşı ırklara göre 4-12 ay arası değişir. Dişi tavşanlarda genel olarak küçük ırklar 4-5 aylık, orta ağırlıktaki ırklar 5-6 aylık ve iri ırklar 8-10 aylık iken çiftleştirilirler. Tavşanlar gevşek boyun derilerinden tutularak kafeslerinden çıkarılır. Bu sırada ayaklar da tutulabilir. Yavrusu olan anneler ve agresiv tavşanlar ısırabilirler, bu nedenle tutarken dikkatli olunmalıdır. Genç tavşanlar tutulmaya karşı direnç gösterirler, bunlar belinden desteklenerek baş aşağı pozisyonda tutulurlar. Tavşanlar omurgalarına zarar gelmeyecek şekilde taşınmalıdırlar.

Tavşanlar düzenli olarak taranmalıdırlar ve kürklerinde topaklaşma meydana gelmesine izin verilmemelidir. Tavşanların derileri çok hassastır. Tüylerin keçeleşmesi, alttaki deriyi de havasız bırakarak derinin zarar görmesine neden olur. Tavşanlar her 3 ayda bir tüy değiştirir. Bu tüy değiştirme bir seferinde hafif olabilir ve fark edilmeyebilir, fakat bir sonrakinde oldukça şiddetli bir tüy dökümü gözlenir. Bazı tavşanlar 2-3 haftada yavaş yavaş kürk değiştirirken, diğerleri bir gün içinde bile değiştirebilirler. Hatta bu dönemde baş ve ayakları hariç çıplak kalabilirler veya üzerlerinde yuvarlak kellikler meydana çıkabilir. Bu dönemde tavşandan önce, dökülmek üzere olan kıl gruplarını hayvanın üzerinden temizlemek mide tıkanmasını engellemek açısından önemlidir. Tavşanlar çok temiz hayvanlardır ve sürekli temiz dolaşırlar. Bu amaçla kedilerinkine çok benzer bir şekilde yalanır ve tımarlanırlar, fakat kedilerden farklı olarak yuttukları tüyleri çıkaramaz ve kusamazlar. Bunun sonucunda midede kıl yumakları oluşur ve bazen ölüme kadar varan problemler ortaya çıkabilir. Bu durumda, mide tıkanması nedeniyle ölmekte olan bir tavşanın görünümü şişman olarak bile algılanabilir. Bunu engellemek için tavşanın patisine arada bir hint yağı sürülebilir. Ayrıca egzersiz imkanı tanınması, sınırsız ot verilmesi ve haftada bir bir parça kuru papaya verilmesi büyük ölçüde topak oluşumunun önüne geçer. Kısa tüylü tavşanlar en az haftada bir kez, Angora tavşanı gibi uzun tüylülerse iki kez bir kedi fırçasıyla taranmalıdır. Ayrıca uzun tüylü tavşanlar her 6 ayda bir traş edilmelidir. Hatta uzun tüylü tavşanların kürklerinin sürekli kesilerek 1-2 cm boyunda kalması daha sağlıklı olur.

Tavşanlar genellikle banyo yapmaktan pek hoşlanmazlar. Bunun yerine silerek temizlemek daha uygundur. Özellikle hasta bir tavşanın kesinlikle banyo yaptırılıp, strese sokulmaması gerekir çünkü banyo tavşanlar için ciddi bir stres kaynağıdır. Banyodan sonrada tavşanların kürkünü kurutmak ayrı bir sorundur. Normal beden ısıları 38.8 derece civarında olan tavşanlar kolaylıkla ısı stresine girebileceklerinden, kürkün kurutulması gerektiğinde en azından sıcak değil ılık hava tercih edilmelidir. Şampuan ise yumuşak bir bebe şampuanı olmalıdır.

Tavşanların derileri çok hassas olup, kesilmesi çok kolay olduğundan oluşan topakları temizlemek için bir topak tarağı kullanılması daha güvenli olur. Derinin yumuşaklığını kaybetmiş olması, kızarık ve pürüzlü olması yanı sıra kel alanların varlığı genellikle pire veya alerjik reaksiyonları düşündürür. Kedi pire tozu genellikle durumun üstesinden gelir. Deri problemleri hafife alınmamalı, derhal bir veteriner hekime danışılmalıdır. Tavşanlara asla pire tasmaları takılmamalıdır çünkü tüm pire tasmaları tavşanlar için zehirlidir. Bunun yerine pire görüldüğünde, kediler için üretilmiş pire tozları kullanılabilir.

Evde yaşayan tavşanlar sürekli halı ve parke gibi düz ve yumuşak yüzeylerde gezindiklerinden tırnakları uzar. Aynı kediler ve köpeklerinki gibi tavşanların da tırnakları düzenli aralıklarla kesilmelidir. Eğer hayvan evin içinde etrafı çok fazla kazıyorsa, geniş bir kutu içine ot, yırtılmış gazete kağıdı serilmesi yardım edebilir. Ayrıca kalın pürtüklü mukavva veya bir parça ahşap platform da tavşanların tırnaklarını bilemeleri için çok yararlı olacaktır. Ayakların idrarla bulaşık olması, derinin yanmasına ve enfeksiyon kapmasına neden olur, bu nedenle dışkı kabının ve hayvanın dolaştığı ortamın temiz olmasına dikkat edilmelidir. Tavşanların kulak bakımı da önemlidir. Kulakların dış kepçeleri, fazla içeri girmeden periyodik olarak temiz bir pamuk ve yumuşak bir kulak temizleme solüsyonu ile temizlenmelidir. Kulak içleri kızarıklık, akıntı, fazla miktar kulak kiri gibi olağandışı durumlar açısından sürekli izlenmelidir.

Tavşanların dişleri sürekli uzarlar ve düzgün uzayıp uzamadıkları kontrol edilmelidir. Tavşanlar tahta, ağaç dalları, kuru ekmek gibi sert nesneleri kemirerek dişlerini belli bir uzunlukta tutarlar. Evde beslenen ve doğaya çıkma imkanı olmayan tavşanlara bu gibi maddeleri sahipleri sağlamak durumundadırlar. Kulaklar gibi gözler de akıntı, çapaklanma, kapanma, kızarıklık gibi durumlara karşı izlenmeli, bunlardan biri görüldüğünde vakit kaybetmeden bir veteriner hekime danışılmalıdır.

Tavşanlarda normal idrar rengi renksizden, sarı, kahverengi ve bazen parlak kırmızıya kadar değişir. İdrar yaparken ağrı, iştah azalması veya ateş gibi ek semptomlar olmadığı takdirde idrarın kırmızılığı endişelenmeyi gerektirecek bir durum değildir.

Çok dikkatli olunması gereken bir nokta, amoksisilinin tavşanlar için son derece tehlikeli olduğudur. Çok sık kullanılan bu antibiyotiğin tavşanlara asla verilmemesi gerekmektedir. Yalnız amoksisilin değil, tüm penisilin bazlı ilaçlar tavşanlar için son derece tehlikelidir.

Yine tavşanlara özgü bir başka nokta, bu hayvanların operasyonlar öncesine aç ve susuz bırakılmaması gerekliliğidir. Bunun nedeni açlığın hayvan üzerinde ciddi stres yaratması ve sindirim sisteminde oluşacak bir bozukluğun operasyon sonrasında toparlanmasının güçlüğüdür. Ayrıca diğer hayvanlar ve insanlarda, operasyon öncesi gıda ve suyun kesilmesinin nedeni, anestezi sonrası kusma tehlikesidir. Oysa tavşanlar kusmadığı için bu önleme zaten gerek kalmamaktadır.

Bakteriyel enfeksiyonlardaki ilk belirtilerden biri burun ve göz akıntısıdır. Daha sonra yüksek ateş, bazen de akciğer seslerinde değişiklik gözlenir. Bu belirtilerden biri görülür görülmez, veteriner hekime danışılmalıdır, çünkü hastalığın ne kadar başında tedavi başlatılırsa iyileşme şansı o kadar çok olur.

Tavşanlarla ilgili en çok duyulan bakteri “Pasteurella” dır. Bu önemli bir problemdir fakat yeni antibiyotikler genellikle bu etkeni ortadan kaldırır veya en azından kontrol altına alır. Belirtileri genellikle diğer enfeksiyonlara benzediğinden, veteriner hekimin kültür alarak spesifik teşhis yoluna gitmesi önem taşır. Bir başka bakteriyel hastalık, “Franciscella tularensis” in neden olduğu tularemidir. Tavşanlarda yüksek ateşle seyreden, diğer evcil hayvanlara ve insanlara da bulaşabilen zoonoz bir hastalıktır. Hastalık kene ve insektlerle yayılır. Yabani tavşanlar, su sıçanları, kunduz, dağ faresi, köstebek ve yabani kuşlar etkeni vücutlarında doğal olarak bulundururlar. Hastalık yüksek ateş, düşkünlük, nabız ve solunum sayısında artış, zayıflama, ishal, sık idrar yapma, zatürre gibi belirtilerle kendini gösterir. Hastalığın erken dönemlerinde yapılan antibiyotik tedavisi uygulanır.

Tavşanlarda ishal çok tehlikelidir. Kokulu, mukuslu, su gibi değişik ishal şekilleri vardır. Genellikle antibiyotik tedavisi gereklidir.

Evde tavşan beslendiğinde, kısırlaştırma ciddi olarak düşünülmesi gereken bir konudur. Dişilerde kısırlaştırılma sonrası üreme organları kaynaklı kanser oluşma oranı oldukça düşerken, erkeklerde kısırlaştırma seksüel kaynaklı agresyon ve eve idrar yapma gibi problemleri ortadan kaldırır.

Tavşanlarda kaprofaji (dışkı yeme )vardır. Eğer günün herhangi bir zamanında küçük dostunuz dışkısını yerken görebilirsiniz. Sakın şaşırmayın ve buna asla engel olmayın. Tavşanlar iki çeşit kaka yaparlar bundan sadece birisini yerler. Çünkü tavşan, bağırsağın son kısmında imal ettiği bu içerik protein den çok zengindir, bazı vitaminleri içerir, düşük selülozlu ve sindirime yardımcı bakterilerden oluşur. Tavşan günlük protein ihtiyacının % 7 sini bundan karşılar. Eğer buna engel olursanız tavşan güçten düşer ve zayıflar.

Yavru tavşanlar, eğer üretilmeyeceklerse, iki yaşından önce kısırlaştırılmalıdırlar. Dişiler üreme organları (yumurtalık ve uterus ) kanserlerine çok yatkındırlar ve kısırlaştırma bu riski ortadan kaldırır; erkeklerin ise agresif davranışlarını önler.

Çoğu tavşan, fazla beslenildiğinden, obezliğe yakın derecede şişmandır ve dengeli bir rejim şarttır. İyi kalite timothy samanı yanısıra, az miktarda pelet ve koyu yeşil, sarı sebzelerle meyveler kullanın. Samanın içindeki selüloz en iyi, tüy topu önleyicisidir ve sindirimi düzenler.

Tavşanlarda iç parazit çok görüldüğünden, gaita muayenesi tavsiye edilir. Pirelenebileceği için, pire ilaçları kullanılması gerekebilir. Dişlerini sıkça muayene ettirin. Tavşanlarda diş uzaması görüldüğünde dişlerin törpülenmesi gerekir. Tavşanların aşıya gereksinimi yoktur.

Leave a reply